Bir konuda bütün toplum fertlerinin aynı görüşte olması fıtren mümkün değildir. Birimizin ak dediğine,diğeri kara demekte, ya da tersi ,karşımızdakinin ak dediğine biz kara diyebilmekteyiz. Ya da birimiz türkü dinlemekten çok hoşlanırken, diğerine bu bir eziyet gibi gelebilir. Her farklı düşünce ister istemez karşısında muhalif düşünceyi de oluşturmaktadır.
Bu sebeple fikirlerin çatışması kaçınılmaz olmaktadır. Ancak fikirlerin çatışması zaman zaman dozajını aşarak kişilerin çatışmasına dönüşmektedir. Bizim toplumumuzun en önemli zaaflarından birisi fikirleri yarıştırmak yerine kişileri çatıştırmayı tercih etmesidir.
Bu soyut anlatımlardan sonra konuyu biraz daha somutlaştıralım isterseniz. Önce köyümüzden başlayalım. Son dönemlerde köye gidenlerin dikkatini çekmiştir. Köyde az sayıda insanımız kalmasına rağmen aralarında ciddi bir kırılganlık mevcuttur. Birinin masasına diğeri gitmez,birinin selamını diğeri almaz olmuş. Sebep ney? Efendim muhtar şöyle şöyle yapmış,yanlış yapmış. Ya da aza söyle yanlış yapmış.
Ya da şehirde yaşayan dostlarımız açısından, filancıların dernek yönetiminde, falancılar çok muhalefet etmiş. Şimdi onlar yönetimde,muhalefet sırası ise bende aynısını ben de onlara çektireceğim.
Olabilir aza da insandır,muhtar da insandır. İnsanın olduğu yerde hata da olacaktır. Senin yönetiminde onlar yanlış yapmış olabilirler,onların yönetiminde ise aynısını sen yaparsan yanlışa yanlışla karşılık verilmiş olmaz mı?
Kimse ben hatasızım diyemez. Peygamberler dahi zaman zaman hata yapmış,ancak Cebrail meleği tarafından hemen ikaz edilerek hatasından dönüş yapması sağlanmıştır.
Yusuf peygamberi kardeşleri kuyuya atarlar. Aradan bir süre geçtikten sonra, açlık içersinde kıvranan bu kardeşler Yusuf peygamberden yiyecek almaya giderler. Ancak kendisinden yiyecek istedikleri şahsın,bir dönem kuyuya attıkları kardeşleri olduğunu anlayınca,mahcubiyet hissederler. Yusuf peygamber ise bu kardeşlerine karşı ,nasıl olsa elime düştüler,şunların burunlarını bir sürteyim de görsünler, deme yerine Ey kardeşlerim,benden yana size karşı bir kırgınlık yoktur (yani ben sizi affettim.) Ancak Allah’dan yana olan kısma karışmam dua edin olaki Allah günahlarınızı affeder. Diyerek örnek bir davranış ortaya koyar.
Peygamberimiz Uhud savaşına giderken,sahabelerden bir kısmı çeşitli sudan bahaneler uydurarak savaşa gitmemek için Peygamberden izin ister. Gönülsüz insanların savaşta bir katkısı olmayacağını anlayan Peygamberimiz bu sahabelere izin verir. Savaş dönüşü ise,savaşa gitmeyen bu sahabeler,savaştan dönen yaralı gazilere,”biz size demedik mi savaşa gitmeyin.Onlar çok kalabalık,sizi yenerler” mealinde bir kısım sözler sarf ederler. Bunu duyan Peygamberimiz sahabelere içten içe kızar.Ancak Allahü teala uyarır “ ...(savaşa gitmediler diye) onlara yüksek sesle bağırma. (yüksek sesle bağırırsan) bu kez yanından uzaklaşır olaki küfre giderler..”
Bu anlattığım örneklerdeki insanlar,bizim gibi sıradan insanlar değiller. Bir kısmı Peygamberimizin dizinin dibinde yetişen insanlar,bir kısmı ise Yakup Peygamberin çocuklarıdır. Şu halde insanların olduğu yerlerde farklı fikirler farklı davranışlar olacaktır. Uzlaşma kültürünün zayıf olduğu topluluklarda bu farklılıklar kavgaya da dönüşecektir.
Biz hep deriz,Allah kimseyi cezaevine düşürmesin. Allah kimseyi doktora düşürmesin.. ancak hastalanmak ve doktora düşmekte ya da suç işleyip cezaevine düşmekte hayatın bir gerçeğidir.
O halde biz istemesek de zaman zaman kavga kaçınılmaz olmaktadır. Evinde eşi ile kavga etmeyen kaç tane babayiğit vardır.
Kuşların uçtuğunu gören Temel,caminin minaresine çıkarak uçmaya karar verir.Temelin minarenin şerefesinde olduğunu gören Dursun sorar. Ula Temel oracıkta ne yapayusun. Temel cevap verir.uçayırım. Minareden aşağı atlayan Temel,yere çakılıp ölür.Cesedin yanına giden Dursun ise seslenir.Ula Temel,uçmasını bileysun da konmasını bilmeysun.
Evet dostlarım.Bu söylediklerimden kimse tarafgir bir anlam çıkarmasın. Tıpkı Temelin uçmasını bilip konmasını bilmememiz gibi, Zaman zaman kavga etmesini biliyoruz.Hemde maşallahımız var pek iyi biliyoruz. Ama,galiba barışmasını bilmiyoruz. Yere çakılıp kalıyoruz.
Kavganın ortaya çıkış nedenleri ile kavga sonrası barışmayı sağlayıcı tutum ve davranışlarla ilgili düşüncelerimiz de bir sonraki yazımızda...
Bütün dostarımıza selam, saygı ve sevgilerimi sunar, kavgalı günlerinizin en az olmasını dilerim.
Bu yazı 14915 defa okunmuştur