
Derler ya doğduğun yer değil, doyduğun yer senin vatanındır.
Çakır ailesi de yöre insanının kaderini teşkil eden 'ekmek peşinde gurbete düşme geleneği'nden nasibini alan 1960'lı yılların Avrupaya göç eden gurbet kuşlarından...
Murat Çakır ise, Fransa'da ekmeğinin peşine düşenlerden birisi...
Ana-baba ocağından ayrı kalıp, gurbetin kahrını çekmek insanın ömründen ömür alıyor.
Binbir zorluklarla çoluk çocuğa iyi bir gelecek hazırlamak için sağlıktan yapılan fedakarlıklar da cabası.
Zorlu geçen bu süreç içerisinde iki zorlu ameliyat geçirip adeta baston yardımıyla yürümeye çalışır Murat Çakır.
Bunların hepsine katlanıp, özlemleri dindirmek için izin ayını iple çekip vatanına, sevdiklerine ve kardeşlerine kavuşmanın hayallerini kurar Murat abimiz...
İlk olarak Samsun'daki abisi Hamit Çakır'ın hasta olduğunu öğrenerek yıllar sonra ziyaretine gelir.
Gelmesine gelir ama abisinin kendisini tanıyamayaçak kadar çok hasta oldugunu görür.
Hayalleri yıkılır oracıkta, hüzünlenir ama yapabilecek fazla birşeyi kalmamıştır artık.
Dedik ya 'ekmek peşinde gurbete düşme geleneği'ne diğer aile fertleri de katılmıştır.
Kader onları rızıklarının olduklara yerlere savurmuştur...
Hazır gelmişken Bursa'daki abisi Yusuf Çakır'ı da arzular ve görmek ister.
Ver elini deyip, tutar Bursa'nın yolunu. Ama gördüğü manzara Yusuf abisinin de Hamit abisinden farklı bir durumda olmadığıdır...
Öyle ki diyalize bağlı bir yaşam sürdürdüğünü öğrenince üzerindeki yük biraz daha agırlaşır.
Derinlere dalıp düşünmeye başlar 'İnsan bağrında beslediği sevdanın kıymetini bilmeli, gelecek kaygısıyla sevdaları özlemleri ertelememeli. Şimdi ben kime yanayım, kendime mi, yoksa abilerime mi?' diyerek iç dünyasında kopan fırtınayı dindirmeye çalıştı.
Haber: Hasan KORKMAZ
Sitemizi Toplam 519914 kişi ziyaret etmiştir.




















