kabaktepeköyü
kabaktepeköyü
NAMAZ VAKİTLERİ


TÜM GAZETELER


Çok Okunanlar
Son Yorumlar
Anket
Geleneksel yayla şenliklerinin 12.sinin iptali sizce köyümüz adına bir kayıp mı?
Evet
Hayır
Dost Siteler
Karakter boyutu : 10 Punto 12 Punto 14 Punto 16 Punto
Kuran ve Sünnet ışığında vuslata kavuştu
Tarih:05-01-2011
Merhum Salih Macit Gümüşhane de dünyaya geldi. Yaklaşık 98 yıl uzun bir hayat sürdü. Takva bir anne ve baba terbiyesinde
Merhum Salih Macit (Salih Hoca) Gümüşhane de dünyaya geldi. Yaklaşık 98 yıl uzun bir hayat sürdü. Takva bir anne ve baba terbiyesinde 4 yaşında Kur’an eğitimine başladı, 6 yaşında Hafız olan amcasının yanında Kur’anı hıfzetti.

Daha sonra babasının isteğiyle Trabzon da zamanın meşhur hocası Haydar Hoca Efendiden tecvit, kıraat, fıkıh okuyup icazet aldı. Daha sonra Gümüşhane ve Konya da zamanın âlimlerinden çeşitli İslami eğitimler alarak ondan sonraki tüm hayatını bu ilimleri insanlara ulaştırmaya gayret etti. 60 yıl Türkiye’nin muhtelif illerinde hocalık yaptı. Bu süre içerisinde yüzlerce hafız ve talebe yetiştirdi.



İslam davasına gönülden inanmış, yapılan her hayırlı çalışmaya canı gönülden destek vermiş, resmi görevli olduğu dönemlerde de hiç çekinmeden kürsülerden hakkı tebliğ çalışmalarına devam etmişti.

Birçok defalar çeşitli sürgünler ve cezalar almasına karşın hiçbir zaman inandığı ilkelerden ödün vermedi. Bir defasın da aldığı cezadan dolayı merkez harici sürgüne gönderilmiş o yaşlı haliyle uzun bir zaman yalnız yaşamaya mahkûm edilmişti.

O kendisini ziyaret edenlerin üzüntülerine karşın onları teselli eder bu hadiselerin birer imtihan vesilesi olduğunu söyler ve haktan ayrılmadan çalışmalarını ve mutlaka liderin talimatları doğrultusunda hareket etmelerini tavsiye ederdi. Başarının sırrını iki kelimeyle özetlerdi.

”İTAAT VE SADAKAT”

Salih Macit'in Rabbine kavuşmasının ardından onun hayatını Torunu ve Saadet Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Harun Macit’e sorduk.

İşte torununun dilinden Hafız Salih Hoca:

Bismillahirrahmanirrahim; O bizim hem dedemiz hem de hocamızdı. Müşfik bir aile reisi, iyi bir eğitimci ve inanmış bir dava ve gönül adamıydı. Onlar çok zor şartlarda İslami ilimleri tahsil etmişler.



CHP döneminin en karanlık ve zulüm dolu günlerinde İslam’ı öğrenip insanlara ulaştırmak için çok çile çekmişlerdi. Türkiye’nin çeşitli illerinde uzun süre görev yapmıştı. Benim aklımın kestiği yıllarda dedem evdeki kitaplarını saklar akşamları gizlice çıkarıp okurdu. İstanbul’dan Mahmut Efendi ve Türkiye’nin muhtelif yerlerinden birçok hoca efendilerle görüşür onları evimizde misafir eder onlarla İçinde bulunulan sıkıntıları ve neler yapılması gerektiğini müzakere ederlerdi.

EVİMİZ BİR MEDRESE GİBİYDİ;

Gündüzleri Medresede ders verir akşamları da aileyi ihmal etmeden düzenli olarak akşam namazından sonra eve gelir, yemeğin ardından bir veya iki fıkhi mesele okurdu.

Yatsı namazı dönüşün de ise çay faslında mutlaka Kur’an da adı geçen peygamberlerden veya sahabe efendilerimizden birinin hayatını onlarla yaşıyormuş gibi anlatırdı, yani evimiz bir mektep ve medrese gibiydi.

Sabah ve akşam namazlarından sonra zikir yaparlardı; En güzel anılardan biriside onun cemaatle sabah ve akşam namazlarından sonra yaptıkları yarı cehri zikirlerdi. Evimiz caminin tam karşısında olduğundan 4-5 yaşlarında iken sabah namazlarına gidiyordum. Namazdan sonra devamlı uzunca tesbihat yaparlardı. Hele seher vaktinde yaptıkları tesbihatta “Efdalüzzikri feelemennehu Lailaheillellah” zikri beni bambaşka bir âleme götürürdü. Ben o hazzı daha sonraki hayatımda hiçbir şeyden alamadım.

İNFAKI ÇOK SEVERDİ, CÖMERTTİ;

Çocukluğum dedemin yanında geçti. Ben misafirsiz yemeğe oturduğumuzu hatırlamam, babaannem yemeği hazırladığında dedem oğlum bugün misafirimiz yok mu çık sokağa bak kim var hemen içeri al derdi. Bende çıkıp bakardım kim olursa olsun onu davet eder onlarla yemek yerdik. Çok zengin olmamasına karşın fakir ve yoksullara neyi varsa infak eder kimseyi boş çevirmezdi.

İTTİKA SAHİBİYDİ;

Görevlerini yaparken Allahtan başka kimseden korkmaz ve hesap yapmazdı. Mevki makam sahiplerine itibar etmezdi. Dedemi sık sık AP ve CHP milletvekilleri ziyaret eder, iltifatlarda bulunurlardı. Bir keresinde CHP’li Niyazi Ünsal dedemi uzun uzun methettikten sonra dedem ona; ‘Bak Niyazi bey bu iltifatlarına teşekkür ederim, lakin sırati müstakime uymadan yapacağınız çalışmaların hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur, bu boş sözlerden vazgeçip hakka dönünüz.’demişti.
Cemaatin huzurunda Niyazi Ünsal’a bu şekilde konuşmuş o da başını öne eğerek huzurdan ayrılıp gitmiş ve bir daha gelmemişti.

YÜREKLİ BİR İNSANDI;

Beni en çok etkileyen öyle bir anımız oldu ki onu hiçbir zaman unutamıyorum; İhtilal den sonra birçok Müslüman gibi Allah (cc) bizi de bir imtihana tabi tuttu.

Belli bir dönem birçok Müslüman, bizimde başımıza bir sıkıntı gelir diye evimizin sokağından bile geçmeye çekinir oldular. Akraba ve yakınlardan hiç kimse evimize korkudan gelmiyor, bende ortada olmadığımdan beş çocuk ve hanım manen sıkıntılı günler geçiriyorlardı.

Ben teslim olmaya giderken dedim ki eve gidip hanım ve çocuklarla helalleşeyim daha sonra teslim olayım dedim.

Eve girdiğimde dedem ve babaannemle karşılaştım. İçim biraz rahatladı. Dedem bana; Oğlum ben seni çok iyi biliyorum ki sana haram yedirmedik, nefsin ve hevan içinde bir şey yapmadın, Hak hâkim olsun diye koşturup mücadele ediyorsun. Allah’ın izniyle benim canım sağ olduğu sürece gelinim ve torunlarım bana emanet, gözün geride kalmasın, bu yol peygamberlerin ve sadıkların yolu dedi.

O an öyle bir anki Allah’tan başka kimsenin seni sahiplenmediği ve senden kaçtığı bir anda o bütün inancı ve yüreğiyle senin yanında. Yani o sadece bir ebeveyn değil bir dava arkadaşıydı, hem de en sadıklarından. Allah tüm gençlerimize böyle Salih ebeveynler nasip etsin.



Akraba ve komşu hukukuna çok önem verirdi. Sık sık akraba ve komşuları ziyaret eder asla onları ihmal etmezdi. Bundan dolayı da onun görüşlerini paylaşmasalar bile ona hep saygı ve hürmetle davranırlardı. Akrabalar içinde ciddi bir saygı ve hürmet görür sözüne itibar edilirdi.

LİDERİMİZİ BİZE O TANITTI;

Bir gün akşam dersinde bakın çocuklar biz yıllardır CHP zulmünden çok çektik. Biliyorsunuz ki hala ben kitaplarımı bahçe duvarının altında gizliyorum, Demokrat Parti rahatlatır ümidimiz vardı oda bizim gibi çıkmadı, ama artık Allah’a Hamd ediyoruz. Bizim de inançlı bir Liderimiz var. Necmettin Erbakan Hocamız Milli Selamet Partisi’ni kurdu. İnşallah bundan sonra hukukumuzu çiğnetmeyeceğiz.

Emin kaynaklardan bilgi aldım bizim Liderimiz inançlı ve çok zeki biri, inşallah yakında buraya gelecek büyük bir konferans verecek, bizde hocalarla çalışma yapıyoruz, inşallah oraya katılacağız dedi.

Ben hocamızın ismini ilk defa o akşam dedemden duydum. 70’li yıllarda beni ve o zaman birçok genci İmam Hatip Lisesi’ne gitmeye teşvik ederken aynı zamanda bizi MSP, MTTB ve Akıncılar gibi kurumlarımızla tanıştırıp, ‘Evladım sadece okul okumak ve ilim öğrenmekle dava adamı olunmaz, okulla birlikte mutlaka bu kurumlarımızda da görev alıp geleceğe hazırlanmalısınız. Siz bilemezsiniz biz neler çektik. Kur’an okumak yasaktı, İslami emirleri biz samanlıklarda şehirlerden uzak dağ köylerinde öğrendik. Elhamdülillah artık bizimde hukukumuzu koruyacak bir liderimiz, Erbakan’ımız var, onun açtığı bu kurumlarda hem ilmi ve hem de siyasi olarak geleceğe hazırlanacaksınız. İnşallah bu dava kısa sürede galip gelecek ‘derdi.

Beni küçük yaşıma rağmen günlük Milli Gazete okumaya alıştıranda dedemdi. O zaman elden dağıtım yoktu. Dedem her gün bayi ye tembihleyerek gazete gelmesini sağlıyor, Liderimiz günlük mesajlarını bize böyle iletiyor diyordu. O zamanki MSP teşkilat Başkanımız ‘Allah ona ve tüm büyüklerimize rahmet etsin’ İdris Akduman ve birçok hoca efendilerle bazen evde, bazen de caminin bahçesinde toplanır, uzun müzakereler yaparlar, bizde onlara çay vs. ikramları götürerek hizmet eder, onların o ihlâslı ilim meclislerinden istifade etmeye çalışırdık.

Daha sonraki yıllarda da bizi sürekli dava çalışmalarına gitmeye teşvik eder (kendisi resmi görevli olduğu için gelemezdi) benim her eve dönüşümde gece yarısı da olsa onu kapıda bizi beklerken bulurduk. Bizim heyecanımıza ortak olur tebrik eder ve bize özel ikramlarda bulunurdu.

DÜNYAYA ÖNEM VERMEZDİ;

Son dönemlerinde yanına gelenlere bu dünyada bu kadar yaşamanın fazla olduğunu artık Allah ve Resulüne kavuşmayı arzuladığını söyler ve hiç hastalığından şikâyet etmezdi.

Zamanlarını boşa harcamamalarını öğütlerdi. Allah ona ve tüm geçmişlerimize rahmetiyle lütufta bulunsun. Mekânı cennet olsun. Bizlere de onların yolunda gitmeyi nasip etsin.
Bu haber toplam 4874 defa okunmuştur


YORUMLAR
Bu haber için ilk yorumu siz yazabilirsiniz
Diğer Haberler
Vefat Haberleri
Vesikalık Albümü
Seri İlanlar
seriilan
Radyo Dinle
seriilan
Link Bankası
link bankası
Hava Durumu

Döviz Kurları
Reklam

İstatistikler

Sitemizi Toplam 939509 kişi ziyaret etmiştir.